3 Ocak 2012 Salı

Petit frere...

Sene 2004... 
Jim Jarmusch ile tanışmam... 

Hayatımda "mon petit frere" dediğim kişi ile tanışmam da 2003'ün sonlarına denk gelir, nerdeyse aynı zamanlar...  Beni Jim Jarmusch ile tanıştıran da odur zaten! 

Aslında benim için zor zamanlardı... Ağustos 2003'te eksilmem.. aradan 1 ay geçip Fransa'ya master'a gelmem... yalnızlık... uzaklık hissi... kendimi "öteki" hissetmem... saçma ilişkiler... aşık olmalar...  sınıf arkadaşlarım tarafından "yabancı" damgasının, her davranışlarında suratıma tokat yemiş gibi çarpılması... bir diğer tabirle kendimi fransız hissetmem:))) ve aslında bir yandan da yanımda yakın arkadaşımın (kankamın) olması ve derken mon petit frere ile tanışmam... 

Hayatımın en zor zamanlarında "kanka"m ve "mon petit frere"im vardı yanımda... Aslında şanslıymışım belki de... Zor zamanlarıımda güzel insanlar yanımdayımış... Hafifletmişler hayatın yüklerini biraz olsun alarak üzerimden onlar... İşte bu cümle gibi devrik yaşadığım hayatın öznesinin ve yükleminin yerini bana hatırlatan arkadaşlarımın olması ne güzel! Bana hayatı farkettiren... 

İşte hayat bir yandan zorluklarla varken, bir yandan da gülümsetiyor ya insanı... Garip... Valla borsada bir bant vardır ya hani.. direnç noktaları.. şunu geçerse düşer, şuna gelirse borsa coşar vs.. işte sağlık varsa, hayatta bir bant var.. O bant arasında şekillendiren de aşk, dostluk, iş, huzur, para vesaire vesaire... Bu bant arasında inip çıkıyorum şu ara... Hayatımdaki herşey (içine ne koyarsanız koyun) bir iniş çıkışta...Ama bu süreçte Fransa'da bana destek olan kanka ve mon petit frere gibi yine iki kişi vardı...tek sabit kalan... Biri D... Biri de B... isim vermek istemiyorum... sadece iyi ki varlar... 

Neyse nerden geldim bak yine, konu beni aldı götürdü... Jim Jarmusch... Night on Earth!... Süpper filmdir. Paris episodudur asıl Kamerunlu petit frere'lerin rol aldığı... Moralim bozuk oldukça açar seyrederim... Jim Jarmusch çok değerli zaten benim için. Çok iyi tahlilleri var hayata dair, kişilere dair... Dialogları... vs... 

Dün akşam.. Ankara Esenboğa Havalimanı'nda mon petit frere ile idim... Bir süre öncesinde kanka ile konuşmuştum... Ertesi gün D ile tüm günümü geçirdim ve B ile bir öğlen yemeği için sözleştim... Beni (h)ayal kırıklığına uğratanlardan, işlerden, güçlerden, aileden, zamanın nasıl akıp geçtiğinden... ne gelirse aklınıza... konuştuk... Her biri ile ayrı zamanlarda, ayrı mekanlarda ve ayrı şekillerde...

Aslında bugün çok da kötü bir haber aldım... Detaya girmek istemiyorum ama klişe cümleleri kullanacağım.. Afili kelimeler, metaforlar yok... Hayat... özünde çok basit ve acımasız... Üniversiteden gencecik bir arkadaşımız aramızdan ayrılmış geçen hafta ve ben haberini bugün aldım... Birebir kendisini çok tanımasam da kendimi, nasıl söyleyeyim, kelimesiz hissettim... bitiyor..  herşey... sessizlik... boşluk hatta.. ama sonra...düşündüm ve dedim ki... bu süreçlerde işte.. dostluklar.. beni ayakta tutan...İyi ki varsınız... sırası olmadan.... baş harflerle... 

P.S. :Hayatımda çok eğlendiğim ama fransızcanın önemli bir kriter olduğu bu Jim Jarmusch Paris episodunu da paylaşmak istedim bir an ama belki de kimseye anlamlı gelmeyecek... çünkü o bize özel... o yüzden boşverelim yahu dedim, merak edenler bakar zaten :D 

2 yorum:

Hakkımda

Fotoğrafım
55...Hayalperest...Invisible hand'e inanmayan bir İktisatçı...Pinponcu... Sarı... Kırmızı... Arada da çelişki duvarına işiyor...