Hayat böyle değil mi aslında..
Israrla gelmek ister üstüne üstüne..
Gelir hatta direk sormadan..
Uygun musun.. müsait misin... tek misin diye...
Birden gelir..
Umursamaz..
Bilmeden.. aniden...
Çat kap...
Hayat...
Taksi beklerken aynı anda el ettiğin ve önceliği sana veren kişidir.. .
Alt komşundur en ihtiyaç duyduğunda...
Hatta davet edip bir jack daniels ikram edendir..
Gelen telefondur akşamın bir saatinde iyi misin diye...
Seni iyi görmedim bugün diyen arkadaşındır... işten...
Seni incittiğinin farkında olup da arayan karşı cinstir yeri geldiğinde...
Şu oyun ya da film var tam senlik gidelim mi gelir misin diyendir...
Gecenin bir saatinde abindir muhabbet etmek isteyen...
Yeri gelir sadece sana anlatmak istedim diyendir...
Ama hayat gerçekten de budur..
Sorgulamadan...
Gerek olmadan..
Budur yahu...
Arkasına ne bakıyorsun hala.. önünde bir sürü seçenek varken!
Hayat budur işte.. olduğu ve sana gösterdiği.. hatta yaşattığı gibi...
EcE
31 Ocak 2012 Salı
Yaz -
Günlük gibi yazıyorum ya ben...
Hani ruh halime göre karalıyorum...
Ve hani insanlar pozitif, negatif eleştiri yapıyor...
Arada da yorum yazıyorlar...
Hani arada bu insanlar kendinden birşeyler buluyor...
Ulan ne içiyor acaba şimdi diye düşünüyor...belki...
Ve hani birileri acaba benden mi bahsediyor diye kuruyor...
Sonra başka birileri okurken gülüyor ya da suratını ekşitiyor...
Hani birden küçük bir tebessüm yapışıyor dudaklara...
Ya da birden kafasını geriye çekerek şüpheli bakışlarla hmmm diyor...
Sonra belki bir kadeh koyuyor bardağa...
Ve sonra diyorlar...ya da düşünüyorlar ya...
Yazmak güzel(miş)...diye...
Evet yazmak güzel... içten...ve cidden...
Bu yüzden....
İşte bu yüzden yazıyorum....
Hani ruh halime göre karalıyorum...
Ve hani insanlar pozitif, negatif eleştiri yapıyor...
Arada da yorum yazıyorlar...
Hani arada bu insanlar kendinden birşeyler buluyor...
Ulan ne içiyor acaba şimdi diye düşünüyor...belki...
Ve hani birileri acaba benden mi bahsediyor diye kuruyor...
Sonra başka birileri okurken gülüyor ya da suratını ekşitiyor...
Hani birden küçük bir tebessüm yapışıyor dudaklara...
Ya da birden kafasını geriye çekerek şüpheli bakışlarla hmmm diyor...
Sonra belki bir kadeh koyuyor bardağa...
Ve sonra diyorlar...ya da düşünüyorlar ya...
Yazmak güzel(miş)...diye...
Evet yazmak güzel... içten...ve cidden...
Bu yüzden....
İşte bu yüzden yazıyorum....
20 Ocak 2012 Cuma
Sihirli süpürge... beyin...
İnsanın adil ve vicdanlı olması, "öteki"ne saygı göstermesi gibi olgulardan gün geçtikçe ne kadar da uzaklaşıyoruz. Teknolojinin artması ile beraber birbirinden iyice uzaklaşan, sanallaşan, güvensizleşen ve de tatmin olmayan; son kullanma tarihlerinden önce tüketilmeyi bekleyen ilişkilerde bile bu uzaklaşma kendini o kadar çok hissettiriyor ki... Kendi yörüngemizde dönüp dururken bile farkında olmadan başkalarını ufak dokunuşlarla rahatsız edebiliyoruz.
Kendimi ve etrafımdakileri anlamaya başladığım yaşlarda, babamla konuşmalarımızın birinde kendi anlayışını net bir şekilde "yastığa kafamı koyduğumda o gün vicdanım rahatsa gerisi benim umrumda değil" diyerek özetlemiş idi... Biz de hep böyle büyüdük diyebilirim. Herşeyden önce vicdanlı olmaya ve herkese özenli davranmaya çalışarak büyütüldük...
Diğer yandan, babam çok da rahat ve sakin bir adam gibi görünürdü. İçinde neler yaşadı/yaşıyordu bilinmez ama hep keşke onun gibi olabilsem derdim. Hatta gamsız gibi gelirdi bana... Zaten şu gamsızlık ilacını neden yapmıyor, en abuk şeyleri bile araştıran gözünü sevdiğim bilim insanları, diye de hep düşünmüşümdür:)
Diğer yandan, babam çok da rahat ve sakin bir adam gibi görünürdü. İçinde neler yaşadı/yaşıyordu bilinmez ama hep keşke onun gibi olabilsem derdim. Hatta gamsız gibi gelirdi bana... Zaten şu gamsızlık ilacını neden yapmıyor, en abuk şeyleri bile araştıran gözünü sevdiğim bilim insanları, diye de hep düşünmüşümdür:)
Neyse efendim.. işte babamın soğukkanlılığına hep gıpta ettim. Çünkü ben tam tersine hep takıntılı, detaycı ve tezcanlı oldum..."Tez" yapmak istedim herşeyi.. Sabırsız ve aceleci... hayata karşı da.. Aklıma koyduysam bir an önce olmalı dedim... hakettiysem beklemeyi sevmedim... Gel(e)meyeceğini bildiğim "Godot" lar bile bir an önce gelsinler istedim ve gelmemelerini kabul edemedim:) Çocukça... ve de mantıksızca...Konudan konuya sekerek atladım yine... konu için çizdiğim sek sek çizgisinin sonuna gelmişim farketmeden... geri döneyim zıplayıp, taşımı da alıp konunun başına doğru ilerleyeyim:)
İnsanın karşısındakine vicdanlı, adaletli ve saygılı olması; herşeyden önce "öteki"ni anlamaktan, anlamaya çalışmaktan, empati kurmaktan geçiyor... bence yani... Bunu yaparken de önyargılarımızdan (ve de belki egolarımızdan) sıyrılmamız lazım tabii... Ben "öteki"ni anlamaya çalışırken, neyi niçin yaptıkları ile ilgili sebep sonuç ilişkisi kurmakla uğraşırken, haliyle karşı taraftan beklentimi de yükseltiyorum. Hatta karşımdakinin gözünden "öteki ben"i nasıl gördüğünü anlamaya ve ikinci derece türevi gibi, ondaki kendi yansımamı görmeye çalışıyorum... Ee bu durumda, o da anlamalı beni malum ben bir çaba sarfediyorsam diyorum...
Ama bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki... egosu yüksek... önyargılı...empatiden uzak... ve o insanları anlamaya çalışmakla o kadar çok yoruluyorum ki .. boşa kürek çekmek gibi... O da öyleymiş diye kabul edip yoluma devam etmeye çalışsam da nedense olmuyor... her durumda yoruluyorum...
Beklentimi yüksek tutunca da, hep sonunda hayal kırıklıklarını topluyor buluyorum kendimi... yerden... teker teker... aman daha sonra ayağıma batmasın diye.. ama malum tuz buz olup etrafa, göremediğimiz köşelere kadar dağılıyorlar bazen...
Süpürgenin bazen gözden kaçırdığı ve köşelere ulaşamadığı (bilinçaltına atılan), halının altına isteyerek süpürülen (acısı ertelenen) kırıklıklar... Bazen biri geliyor ve hepsini temizliyor ya da muş gibi yapıyor... senin göremediklerini, hasıraltı ettiklerini... bir sonraki kırılmalara kadar...
Süpürgenin bazen gözden kaçırdığı ve köşelere ulaşamadığı (bilinçaltına atılan), halının altına isteyerek süpürülen (acısı ertelenen) kırıklıklar... Bazen biri geliyor ve hepsini temizliyor ya da muş gibi yapıyor... senin göremediklerini, hasıraltı ettiklerini... bir sonraki kırılmalara kadar...
Tabii ki ben de sebep oldum/olmuşumdur bu tip kırıklıklara... olmadım desem yalan olur... ama bendeki bitmeyen ve daimi bir kırgınlık yaratıyor nedense... her bir insanda (sevgili, aile ya da arkadaş), kırıkları halının altına biraz daha süpürüyorum ve evin köşelerinde görmediğim/görmeyi ertelediğim kırıklıklar biriktiriyorum... Bir türlü atamıyorum hiçbirini... ve hiçkimse de temizleyemiyor gibi hissediyorum artık... "Geçmiş"te çok yaşayan bir insan olmanın da bir sonucu ya da sebebi olarak...
Ama dün bir karar verdim... (neden ve nasıl olduğu konusunda hiç bir fikrim yok!)
Bugün artık evimdeki tüm bu kırıklıkları, bedenime (beynime ve yüreğime) her an batma ihtimali olan parçaları, hasır altı ettiklerimi vesaire vesaire (aklınıza ne gelirse) temizlemeye karar verdim ve süpürdüm hepsini...
Gözden birşey kaçırmadan... Sonra da geçmiş örtüsü ile beraber topladım...
Bağladım ağzını sıkıca... Attım gitti evden çıkarken...
Bağladım ağzını sıkıca... Attım gitti evden çıkarken...
Bu kadar kolay gibi göründü ilk kez gözüme... (büyüyor muyum ne? ya da yaşla beraber kabullenme seviyesine mi yükseldim uçan süpürgemle? :)
Neyse yahu... Önümüzdeki maçlara bakalım mı artık!...
17 Ocak 2012 Salı
Ada...
Adalet kaç beden giyer?
Kilo alması önemli midir?
38 giyse yarın bir gün 40'a itiraz eder mi?
Bu beden uymadı der arıza çıkarır mı?
Üstüne uyanı ya sevmezse?...
Bedeni tam otursa da derse ki
Bu bana olmaaz ?
O zaman çıplak kalır mısın?
Savunmasız hisseder misin?
Örtünmek için desteğe ihtiyacın olur mu?
Örtmedi bu bedenimi dersen?
Bir örtü için bakar mısın etrafına?
Olmadı be derlerse nereye dönersin?
Döneceksin?
Burdayım diyecek misin elindeki içki ile?
Burdayım dersen
Şarkılar söyleyelim ve içelim boşver ...
Bırak artık der misin....
İçelim der mi
Sin?...
Kilo alması önemli midir?
38 giyse yarın bir gün 40'a itiraz eder mi?
Bu beden uymadı der arıza çıkarır mı?
Üstüne uyanı ya sevmezse?...
Bedeni tam otursa da derse ki
Bu bana olmaaz ?
O zaman çıplak kalır mısın?
Savunmasız hisseder misin?
Örtünmek için desteğe ihtiyacın olur mu?
Örtmedi bu bedenimi dersen?
Bir örtü için bakar mısın etrafına?
Olmadı be derlerse nereye dönersin?
Döneceksin?
Burdayım diyecek misin elindeki içki ile?
Burdayım dersen
Şarkılar söyleyelim ve içelim boşver ...
Bırak artık der misin....
İçelim der mi
Sin?...
Büşra...
Twitter'dan bir alıntı :
............
o kapıdan zeynep, nedim, ahmet, cihan, ragıp, büşra girdi....
bir tek erhan tuncel çıktı.
çok zoruma gidiyor.
..............................
benim de....
E.
Baştan çıkarma üzerine...
Evet...
Jean Baudrillard'ın kitabından...
Baştan Çıkarma Üzerine... sayfa 104...
bir dize.....
..........
baştan çıkarma anı
baştan çıkarmadaki suspens
baştan çıkarmadaki rastlantılar
baştan çıkarma kazası
baştan çıkararak kendinden geçme
baştan çıkarmanın dinginliği
...........................
buysa hayat....
baştan çıktım...
çıktım da nerden çıktım?
zaten nerdeydim?
neredeyim?
ah bir bilsem de
sen de cevap versen...
cevap.....
versen....
Jean Baudrillard'ın kitabından...
Baştan Çıkarma Üzerine... sayfa 104...
bir dize.....
..........
baştan çıkarma anı
baştan çıkarmadaki suspens
baştan çıkarmadaki rastlantılar
baştan çıkarma kazası
baştan çıkararak kendinden geçme
baştan çıkarmanın dinginliği
...........................
buysa hayat....
baştan çıktım...
çıktım da nerden çıktım?
zaten nerdeydim?
neredeyim?
ah bir bilsem de
sen de cevap versen...
cevap.....
versen....
15 Ocak 2012 Pazar
Sek.. Malt...
Malt gerçekten de çok sevdiğim bir grup...
Beni iyi tanıyanlar bilir...
Tüm şarkılarının sözlerinde kendimden birşeyler buluyorum
ve beni düşündür(t)üyor ya.. işte en çok da bunu seviyorum...
"Arıza" şarkısına da ayrıca bayılıyorum :)
Bas gitar girişi basit bir melodi olsa da içime işliyor...
Aslında bas gitar çok asil bir enstrüman bence... Çalmayı gerçekten de çook isterdim..
Ama bu ara konsantrasyonum davul :)
Bir aksilik olmazsa derslere de başlıyorum :)
Allah beni davul edecek :D
Ee o zaman Arıza ile sonlandıralım...
Sen anlat ben anlarım
Ağlatırsan da ağlarım
Sen tadilat sesiysen tepemde
Yaparım arıza çıkarırım
Eee ben de yaparım... arıza da çıkarırım.. tepemde tadilat sesi olursan yeminlen çok pis arıza yaparım :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Queen
- 55...Hayalperest...Invisible hand'e inanmayan bir İktisatçı...Pinponcu... Sarı... Kırmızı... Arada da çelişki duvarına işiyor...